Günseli Yayınları
Işığın kelimelere dönüştüğü yer.
Günseli Yayınları, nitelikli metinleri özenli bir editoryal süreçle okura ulaştırmak amacıyla kurulan bağımsız bir yayınevidir.
Bir kitabın değerinin yalnızca anlattıklarında değil, nasıl hazırlandığında da ortaya çıktığına inanıyoruz. Bu nedenle metnin seçiminden editoryal çalışmaya, kapak ve kitap tasarımından baskıya kadar yayın sürecinin her aşamasını kitabın bütününün bir parçası olarak görüyoruz.
Yayın programımızı oluştururken edebi ve düşünsel niteliği, özgünlüğü ve kalıcılığı önceliyoruz.
Çok sayıda kitap yayımlamaktan çok, arkasında durabileceğimiz kitaplar yayımlamayı önemsiyoruz.
Neden Günseli?
İsimler bazen anlamlarını sonradan bulur.
Bizim için Günseli, günün içinden sel gibi akıp geçen duyguların ve düşüncelerin başka anlamlara dönüşmesini çağrıştırıyor.
“Gün”, içinde bulunduğumuz zamanı; “sel” ise durmadan akanı taşıyor.
Yaşadığımız, tanık olduğumuz, hatırladığımız ve bazen ancak yıllar sonra anlayabildiğimiz şeyler…
Hepsi zamanın içinden geçiyor.
Edebiyat ise bazen bu akışın içinden bir şeyi çekip çıkarıyor; ona bakıyor, onu düşünüyor ve başka bir biçimde yeniden dünyaya bırakıyor.
Belki Günseli’nin aradığı kitaplar da tam olarak bunlar:
Kendi hayatından yola çıkıp yalnızca kendisini anlatmayan; yaşadığı zamana bakarken kendi içine de bakabilen; deneyimi düşünceye, düşünceyi edebiyata dönüştürebilen kitaplar.
Çünkü her şey akıp giderken geriye yalnızca ne yaşadığımız değil, yaşadıklarımızdan nasıl bir anlam çıkardığımız da kalıyor.
Günseli’nin Hikâyesi
Bazı başlangıçlar uzun uzun planlanmaz. Bazen bir yolun sonuna geldiğinizi düşündüğünüz yerde, başka bir yol açılır.
Günseli Yayınları biraz böyle doğdu.
Yazmanın yalnızca kelimelerle değil; beklemekle, aramakla, yeniden denemekle ve bazen bütün bunlara rağmen devam etmekle ilgili olduğunu öğreten uzun bir yolculuğun ardından…
Bir noktada beklemekle vazgeçmek arasına üçüncü bir ihtimal koymak gerekti.
Kendi yolunu açmak.
Belki de Günseli’nin kuruluşunda küçük bir direnme duygusu var. Fakat bu, birilerine ya da bir şeylere karşı gösterilen bir dirençten çok, insanın vazgeçmek istemediği şeye doğru gösterdiği direnç.
Ve bazen yeni bir yol açmaya çalışırken aslında çok eski bir yere dönüldüğü fark edilir.
Kitapların arasında büyünmüş bir eve. Edebiyatın yalnızca raflarda durmadığı; okunduğu, konuşulduğu, yazıldığı günlere. Bir odadan diğerine ulaşan daktilo sesine.
Belki bazı başlangıçlar aynı zamanda bir hatırlayıştır.
Günseli bu yüzden yalnızca kitap yayımlamak için değil, yayıncılığın kendisi üzerine yeniden düşünmek için de var.
Bir metnin okuruna ulaşabilmesi için her zaman büyük yollar kat etmesi gerekir mi?
Bir ressam, yaptığı resimleri bazen bir galerinin duvarına asmadan önce sokağa çıkarabilir. Tuvalini insanların geçtiği yere koyar; boyar, sergiler ve yaptığı şeyle ona bakacak insan arasındaki mesafeyi kısaltır.
Belki kitaplar için de başka yollar mümkündür.
Bugün bir kitabın vitrini bazen bir kitabevi, bazen bir dağıtım ağı, bazen de küçücük bir telefon ekranı olabilir. Önemli olan vitrinin büyüklüğünden çok, kitabın kendi okurunu bulabilmesidir.
Günseli, yayıncı ile yazar arasındaki sınırların biraz daha geçirgen olabileceği ihtimalini seviyor. Üreten insanın yalnızca kapıların açılmasını beklemek yerine kendi kapısını da yapabileceğine inanıyor.
Bunun kolay bir yol olduğu söylenemez.
Belki en doğru yol olduğu da söylenemez.
Ama mümkün bir yol.
Günseli Yayınları, biraz bu ihtimalin peşinden gidiyor: Daha bağımsız, daha yakın, daha özenli ve kitabın kendisine daha fazla zaman ayırabilen bir yayıncılık mümkün mü?
Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz.
Belki Günseli’nin kitapları zamanla verecek.
Şimdilik bildiğimiz tek şey, bazı hikâyelerin anlatılmakta ısrar ettiği.
Ve bazen yapılabilecek en iyi şey, onlara yer açmak.
